Ruh'dan Öz'den

Hamdım, Piştim, Yandım

Hayat en iyi hikayeleri yazar, en keskin dersleri sunar. Günün birinde Mucizeler Kursu öğrencileri karşılaşmış. Biri daha eski bir öğrenci diğeri daha yeni. Eski olan öğrenci kursun derslerini uygulamış, kitabı okumuş, zaman içinde birçok deneyimden geçmiş. Öğrenimi zihninde değişimlere yol açmış açmasına, ancak egobenlik tamamen yok olmamış. Kendi de bunun farkındaymış, dolayısıyla sürekli bunu bir dikkat lambası olarak dile getirip iddiasızca yeni öğrencinin sorularına cevap vermiş, yol göstermiş, kendi yorumuyla destek olmaya çalışmış. Yıllar sonra yeni öğrenci de eski öğrenci olmuş. Deneyimler yapmış, zihninin arınması ilerlemiş. İki eski öğrenci gün gelmiş bir sohbet esnasında bir çatışmaya düşmüşler. Daha eski öğrenci daha yeni eski öğrenciye bir konu hakkında bir şey söylemiş. Diğeri bunu saldırı olarak algılamış. Ne de olsa o da artık eski bir öğrenciydi ve diğerinden öneri almaya ihtiyacı yoktu. Bu yüzden daha yeni olan eski öğrenci daha eski olan öğrenciye onunla bir daha görüşmek istemediğini söylemiş. Diğeri bunu kabul etmiş. Artık görüşmüyorlar. Neden? Birinin spiritüel kibri ve egosu baskın çıktı çünkü. Mevlana zamanında şöyle demişti: “Ömrümün özeti sadece şu üç kelimedir. Hamdım, Piştim, Yandım.”

Bu tür gelişmeler o kadar sık oluyor ki, sanki spiritüel yolda kesin olması gereken bir eşik gibi geliyor bana. Hamla pişmek arasındaki eşiği anlamakta zorlanmayız. Fakat, pişmekle yanmanın arasındaki eşiği anlamak zordur. Araya spiritüelleşmiş bir ego girer ve bize aydınlanmış numarası yapar. Yanma eşiğini geçtiğimizin en iyi belirtisi derin bir tevazudur, alçakgönüllüktür, kavgaların sona ermesidir. İçimizi derin bir hasret ateşi yakmaya başlar, hiçliğini kavrayan insanın başını eğdirir. Tevazu içinde olan insan ukalaca başkalarının bildiklerini, anlattıklarını, en önemlisi hayatın onun karşısına çıkarttığı hiçkimseyi reddetmez. Bilir ki, her insan, her oluşum, hatta her söz onun yaşam senaryosunda önceden belirlenmiştir ve yol işaretidir. Yalnızca kendi tepkileri özgür iradesindedir, yalnızca kendine bağımlı kararlardır. Reddedilen eski öğrenci için bu durum bir sorun teşkil etmez. Sorun diğerinin zihnindedir. Spiritüel bir egonun ağında öğrenimi duraksar, hatta geriler. Bunun farkında olması için hayat ona birçok ders çıkartır yolunda. Dersini anlamak veya anlamak bile ama çoktan belirlenmiştir. Ramana Maharshi’nin dediği gibi: “Her şey önceden belirlendi.”

İçtiğimiz bir bardak su bile yaşam filminde çoktan çekildiyse, dünyada yaptığımız, düşündüğümüz ve hissettiğimiz her şey bir yorumdan başka bir şey değil. Gerçeklik ve hakikat ama yorum değildir. Varolmaktır. O halde ne yapmak gerek böyle bir durumda? Hiçbir şey. Her şey zaten olacağına varmakta. Biz, hiçbir oluşumu değiştiremeyiz. Tek değişim zihnimizdeki yorumda mümkün. Bunu anladığımızda yaşam ne kolaydır, bir bilseniz…