Ruh'dan Öz'den

Öz bilinci ne yok edilebilir ne de değiştirilebilir

Buddha, bu dünyada sadece bir günahın olduğunu söylemiş: CEHALET…

Mucizeler Kursu’nda cehalet olan bu “bilmeme durumuna” derin uyku denir; TANRI OĞLU’NUN uykusu. Tüm evren, dünya ve yaşamlar uykuda görülen rüyalar olarak geçer. Daha doğrusu kabuslar. Neden kabuslar? Çünkü, TANRI OĞLU uyku halini bir anlık yanılgı düşüncesinin akabinde zihninde oluşan suçluluk ve korku düşüncesinden kurtulmak için seçmiştir. Bu durumdaki bir zihnin rüyalarında suç ve korku unsurunun eksik olması mümkün değil. Dünyaya doğan her insan kendinin suçlu bir günâhkar olduğuna inandığı için gelir. Bu inanç her insanın bilinçaltında köklüdür. Bu nedenle ateist ya da dindar arasında inanç açısından gerçekte hiçbir fark yoktur. Her ikisi de aynı derecede suça ve günâha inanır. Dünyaya doğumu bunun kanıtıdır. Bunun farkında olup olmaması olguyu değiştirmez.

Dünyaya doğan her insan, bebekten yaşlıya kadar, birer suç taşıyıcısıdır. Deli bir zihnin paradoks durumu sonucu insan, içinde taşıdığı suça dair inancı kendinden dışarıya başka figüranlara yansıtarak suçtan kurtulduğunu sanır. Oysa gerçekte ne dışarısı vardır ne de başkaları. Her şey ve herkimse sadece birer yanılsma ürününden başka bir şey değildir. Fakat bunu gelde kendini gerçek sanan bir bedene ve o bedene hükmeden bir zihne ve o zihinde türemiş bir kişilik yapıtına anlat. Zor bir durum, hatta imkansız gibi görünür. Neyse ki, Öz bilinci ne yok edilebilir ne de değiştirilebilir. Öz bilinci sadece inkâr edilebilir.

İnkâr etmenin  yolu ayrılık yaratmaktır. Dünya ayrılığın dünyası, insan ayrılığın mahlukatıdır. Ancak insan, başka biriyle bir ilişki içine girince ayrılık beraberliğe dönüşebilir. Fakat ilişkiler ego üzerinden kurulup işledikleri için birliğe değil  ayrılığa hizmet etmeye devam ederler. Mucizeler Kursu’nda bu ilişkilere özel ilişkiler denir. Tüm özel ilişkiler suç projeksiyonun hizmetindedir. Aile ilişkilerinde bu durum bariz gözlemlenir. Aileden herhangi biri herhangi başka bir fertin herhangi bir sorunu için suçludur. Örneğin ben, babamı suçlardım çoğu sorunum için. Onun davranışlarının ve aileye yaptıklarının benim hayatımdaki zorluklara sebep olduğunu düşünür, ona için için kızardım. Hafif oldu. Ondan nefret ederdim demem daha dürüst olur. Bu  nefret  içinde uzun yıllar rest çekmiştim kendisine. Şansıma diyeceğim ama şansa inanmam, yazgım gereği gün geldi Mucizeler Kursu elime düştü. O günden itibaren yaptığım uygulamalar sayesinde düşüncelerimde oluşan değişim, içimdeki suçlama ve nefret duygularını sildi götürdü. Bir zaman sonra babamla „tesadüfen“ karşılaştım. O karşılaşmada  onu suçlamaktanarınmış olduğumu gerçekten farkettim. Dersimi öğrenmiştim. Uygulama başarıyla sonuçlanmıştı.

Mucizeler Kursu, özel ilişkileri kutsal ilişkilere dönüştürme sürecidir. Kutsal ne demektir?  Bencillikten arınmış, menfi beklentilerden ve suçlamalardan   boşalmış doğal bir ilişkidir.  Diğerini kendin gibi görmektir.   Bu yüzden günümüzde ünlü bazı spiritüel öğretmenlerin   öğrencilerine sana zarar verenden kendini sakın, kötüyle dost olma gibi  öğütleri  Mucizeler Kursu’nun bu doğrusu karşısında saçma olmaktan öte gitmiyor.