Mucizeler Kursu'ndan Ruh'dan Öz'den

Tüm kainatın üzerine sevgi göndermek için kendini hazırla!

Mucizeler Kursu yeryüzünde birçok ruhani yollardan biri. Günümüz şartlarına, imkanlarına ve hakim olan zihniyetlerimize uygun bir şekilde dünya rüyasında tezahür etti. Kursun elçisi ve yazarı Helen Schucman idi. Yazdıran iç ses kendini İsa Mesih olarak tanıttı. Esasen Helen ve iç ses iki ayrı şeyler değildi, Helen bunu öyle algılamış olsada. Tanrısal Sesin iki farklı boyutta yankılanmasıydı tanık olunan. Biri, insanoğlu olarak Helen rolünde dünya rüyasına bağlanmış zihin diğeri o bağlı zihni esaretinden kurtarmak için ifşa olan Tanrı’nın Sesi, namı diğer Kutsal Ruh.

Bu iki boyut zamanın herhangi bir yerinde birleşip kursu doğurdular. İsimlere ve terimlere takılmayalım. Eğer böyle bir hataya düşüp kelimelerin kısıtlı ve insanlarca farklı yorumlanan anlamlarına ağırlık verirsek gerçek mesajı kaçırırız. Mesaj nedir? Mucizeler Kursu ile karşılaşan ve onu uygulamaya başlayan her zihin kısaca şu çağrıyı alır:

Tüm kainatın üzerine sevgi göndermek için kendini hazırla! Başkalarını değil. Başkalarının yoluna karışma. Senin görevin değil başkalarının hatalarını düzeltmek. Senin tek bir görevin var: Önce kendi hatalarını düzelt, sonra doğrunla başkalarına, sana gelmesi önceden belirlenmiş kardeşlerine örnek ol.

Durum bu değil Türkiye çapında Mucizeler Kursu çevresinde toplanmışlara bakarsak. Ortalık, kendini öğretmen, eğitmen, koç, lider, guru ilan etmiş şaşkın kardeşlerimizlerle dolmuş taşmış. Öğrenimini, bir çatışma alanına, illüzyonlar çarşısına ve özel olma tertipleriyle yanılgı çukuruna çevirenler ancak kendi öğrenimleri gibi öğretirler. Yanlış öğretmen yanlışı öğretir. Bu basit bir yasa. Ne ekersen onu biçersin misali. Buna çok ilerlemiş, çok aydınlanmış, çok bilgili olduğunu sananlar özellikle dahil. Elbette er ya da geç düzeltme gelir. Herbirimize, tam ihtiyacımız olduğu şekilde. Bu durumlar farklı yaşanıyor gibi görünsede, temelde aynıdır. Birimiz yanılgıdan çıkmak için hastalanabilir, diğerimiz ölümle burun buruna gelir; bir başkası kayıplarla mücadele eder, iflas ederiz, sevdiğimizi kaybederiz, ayrılık yaşarız, şiddete maruz kalırız, savaşın içine düşeriz vs. Bu durumlar her şey olabilir. Hiçbirimiz böyle bir duruma düşmekten muaf değiliz. Hatta ortak kümemiz bu durumlar: acılar, kederler, hastalıklar, ölüm ve kayıplar.

Bu nedenle, bilerek ya da bilmeyerek, kibrin ateşine körükle gitmektense alçak gönüllüğünün ateşini yakmak elzemdir. Eğilmeliyiz. Tanrı Aşk’ına! Kutsal Ruh’un ve Tanrı’nın gücü karşısında eğilmeliyiz.